Mevlid-i Nebi yılı münasebetiyle Van ilimize Valilik tarafından davet edilen Veda Hutbesi(İnsan Hakları Nebevi Beyannamesi)nin yazarı Genel yayın Yönetmenimiz Eyüphan Kaya merkezi vaz sistemiyle Ulucamide Van halkına Cuma günü sohbet etti.

Anlattıkları yazıya dökmek zor ama özetle şunları dile getirdi.
“Muhterim Cemaat, adım Eyüphan Kaya eğitimci-yazar, insan hakları aktivistiyim.
Okunduğu gün olması hasebiyle 8 Mart, “Dünya Veda Hutbesi Günü” olarak ilan edilmelidir. Çünkü Veda hutbesinin birkaç paragrafında kadın hakları hakkında uyarılar da var. Bu sene Diyarbakır Ulu camide 8 Martı “Dünya Veda Hutbesi Günü” olarak ilan ettik, siz de Vanda bu günü ihya edin.
Malumunuz insanlar inanç açısında iki kısımdır, bir kısmı ehli iman bir kısmı ehli davettir. Ehli iman bir disiplin içinde imanını korumaya çalışırken, diğer kısmının ne zaman iman edeceğini bilemiyoruz. İnançta zorlama yok.
Mevlana Celaddin-i Ruminin bir sözü var, diyor ki; “Kafire kem gözle bakma iman üzeri ölmeyeceği ne malum” tabi bir de bunun mefhumu muhalifı da var, bizim iman üzere ölüp ölmeyeceğimiz ne malum. Yani bir defa “iman ettim” demekle iş bitmiyor, imanını korumak için daima havf ve rıca arasında bir disiplin içinde yaşamak lazım.
Hz.Muhammed(sav), Veda hutbesini ölüm beklediği bir haleti ruhiyede irad etmiş.
İlki; O sene ARD hadisesi iki defa gerçekleşmiş. ARD; yılda bir Ramazan ayında Hz.Muhammed(sav) Kuranı baştan sona kadar okur Cibril-i Emin dinlermiş, bir defa da Cibril okur Peygamberimiz(sav) dinlermiş. Bu defa Cibril(as) bir daha tekrarını isteyince Resul-i Ekrem bu benim yakında ölmeme işrettir demiş.
İkinci bir işaret Nasır suresi nazil olduğu zaman, Resul-i Ekrem demiş ki eğer bana istiğfar ve tesbih kaldıysa ölümüm yakındır. Kızı Fatımasına bunu söyleyince çok üzülmüş sonra ona “ailemden en erken sen bana ulaşacaksın demiş ve Kızı müferreh olmuş. Gerçekten Peygamberin vefatından birkaç ay sonra Hz.Fatıma(ra) da vefat etmiş.
632 yılı 8 Mart, Hicri takvime göre 10.yıl Zilhicenin 9uda 100 Bini aşkın sahabeye seslenince; “sözümü iyi dinleyin, burada olanlar burada olmayanlara iletsin, umulur ki onlar daha iyi uyarlar, seneye burada buluşacağımızı sanmıyorum” demiş.
Bu üç tespiti bir arada düşündüğümüz zaman Veda Hutbesi aynı zamanda insanlar için bir vasiyetname hükmündedir.
Allah razı olsun ki, o mübarek sahabeler iyi dinlediler, not adılar, bize ulaştı ve biz bugün bir araya gelmiş Veda Hutbesini sohbetimize konu etmişiz.
Veda Hutbesine göre;
Cuma ve Arife gününün mukaddes olduğu gibi, Mekke mukaddes olduğu gibi can, mal ve namusumuz mukaddes değerlerdir ve dokunulmazdır.
Can, mal ve namusun güvende olmadığı bir toplumda huzur olmaz.
Faizin her türlüsü kaldırılmıştır, faiz ile muamele etmek Allah ve Resulüne savaş açmakla eşdeğer bir günahtır. Faiz tıpkı bir elektrik süpürgesi gibi milyonların cebinden paraları toplayıp zenginlerin kasasına bırakıyor, insanlık bir an evvel bu faiz sisteminden kurtulması lazım. Faiz demek “sen çalış ben yiyeyim” demektir. Öyle olmuş ki ‘kard-ı hesen unutuldu. Borç olarak verdiğiniz para 6 ay sonra eriyor.
Kız çocuklarının hor hakir görüldüğü bir toplumda Peygamberimiz kızı Fatıma geldiği zaman “babasının annesi” diyerek onu ayakta karşılardı.
Bir iş kadını rolü ile dikkat çeken Hz.Hatice(ra) Hira mağarasında uzlete çekilen Peygamberimize azık ve elbise götürmeyi de ihmal etmiyordu. Bir gün Cibril-i Emin Peygamberimize “Allah Haticeye selam ediyor.” Müjdesini vermişti.
Bu müjde konusunda heyecanlanan Hz.Hatice(ra); “Allahümme entesselam ve minkesselam, feheyyena bisselam, tebarekte rebbena ve tealeyte ya zelcelali velikrak” diyerek cevap verdi ve Resul-i Ekrem bunu namaz sonrası tespih haline dönüştürdü.
Hz.Aişe(ra) Peygamberimizden çok hadis nakil ettiği için ilmi açıdan ayrı bir değeri var, bununla birlikte yeri geldiğinde Peygamberimizin huzurunda sesini yükselterek hakkını da savunabilmiştir.
Hz.Fatıma(ra), daha takva 28 yaşında genç yaşta vefat eden bir hanım efendi.
Ehli edep olan bir kadının bu üç rollerin birinden yararlanarak hayata katkı verebilir, bu üç rolü de beğenmeyen bir kadın varsa artık kendine sokaktan bir rol seçsin.
Irkçılığın yanlışlığını dile getirdi.
Ne Arabın aceme, ne de acemin Araplara üstünlüğü vardır, üstünlük takvadadır.
Bir gün beyaz tenli biri bir siyahiye aval aval bakıyor kızıl olanı diyor ki hayırdır arkadaş sen boyayı mı beğenmedim yada boyacıyı, inanın her ikisinde de suçum yok boya da Allahın boyacı da Allah. Beyaz adam özür diler ve birbirine sarılarak helalleşiyorlar.
Bir gün sahabeler oturmuş “ben filankesin oğlun filan kes” diye soylarıyla kedilerini tanıtıyorlarmış, sıra Selmanı Farisiye gelince “ben Selman ibn-il İslam” (Ben İslamın oğlu Selamım)diyor.
Bu koşmaya vakıf olan Hz.Ömer(ra) da diyor ki; “ene Ömer ehu Selman(ben de Selmanın kardeşi Ömerim) diyor. Anlaya yeter galiba değil mi?
“Size Kuran ve Sünnet bırakıyorum” demesini bir az irdelemek isterim.
Kurana karşı yanlış yapma cesareti olmayan bazı zayıf karakterli kimseler ki ben bu bilinçli olarak söylüyorum Peygambersiz İslamı savunanlar ya cahildir yada birilerinin adına bu işi parayla yapıyorlar.
Peygamberimizin hayatı Kuranın yaşama modellenmiş halidir. Peygamberi devre dışı bırakarak İslamı yaşayamayız.
*Kuran neyi yapmamız gerektiğini emreder, Peygamberimiz nasıl yapacağımızı gösterir.
*Yeni atanmış bir Hakim düşünün, davaları karara bağlarken “ben yasa tanımam Anayasaya göre karar veririm” derse ne kadar komik duruma düşer değil mi? Yani Sünnet İslamda yasa ve yönetmelik gibidir.
*Üstad Bediüzzaman diyor ki; Öğretmeni olmayan kitap kağıttan ibarettir, yani Kuranın öğretmeni, mübeyyini Peygamberimizdir(sav)
*Ben İlahiyat ve Fen alanında çalışıyorum hiçbir Fen öğretmeni öğrencisine “evladım al kitabı git deney yap" demez, tam tersine kitapla birlikte başında durur deney yapması için ona rehberlik yapar, işte Peygamberimiz bizim için böyle bir örnektir.
*Unutmayınız ki kelimeyi tevhit “lailahe ilellaah muhammedün resulüllahtır” Resulu devre dışı bıraksanız, Namaz, Oruç, Hacc gibi ibadetleri dahi yapamazsınız.
*Tekrar ediyorum, Peygambersiz İslamı savunanlar ya bilgileri eksiktir, ya da siyonistlerin paralı adamlarıdır.
Cennetin yolu camiden geçer ifadesiyle sohbetine başlayan Kaya, Ahmedi Haniden bir beyit okuyarak dua ile sohbetini tamamladı.
Ahde vefa babında hem Mevlid-i Nebi adına bu çalışmaya heyecanla katkı veren Van Belediyesi Kültür Dire Başkanı Abdurrahman Şahine, Hem İl müftüsü Dr.Sırrı Şık hocaya ve Van Valisi Dr.Ozan Balcıya da ismen teşekkür ve dua etmeyi de ihmal etmedi.
Kaynak:Müslüman Dünya