Bir millet inancıyla, tarihiyle, yaşam biçimiyle millettir.
Dinini bırakan, tarihini tanımayan, yaşam biçimini değiştiren bir halk maskara olur.
Kürtlerin inanç ve kültürünü dilleriyle yaşatan ilim erbabı değerlerimize siyasi olarak sahip çıkan biri varsa o da Recep Tayyip Erdoğandır.
Erdoğanın himayesinde Melay-i Ciziri, Ahmed-i Xani, Fakıy-i Teyran ve en son Melay-ı Bateyi sempozyumu yapılarak Kürtlerin inanç ve kültürü hayata kazandırıldı. Bu ruhsat Cumhurbaşkanımızdan gelmeseydi Üniversitesiyle Valiliğiyle buna sahip çıkmaya kim cesaret edebilirdi? Biz orijinal Kürtler bunun farkındayız.
Bateyi’nin sempozyumu Vanda Valilik ve Üniversite iÅŸ birliÄŸiyle yapıldı. Yani devlet diyor ki: “Ben Åžahsiyetli ÅŸerefli Kürtleri kabul etmeye hazırım. O Kürt ki Üstad Bediüzzamanın ifadesiyle; sadıktır, mütedeyyindir ve cesurdur. Böyle bir Kürt ÅŸahsiyetten insanlığa zarar gelmez, gelse gelse fayda gelir, tarih boyunca olduÄŸu gibi.
Eski karanlık devletin aktörü Öcalan bile ne dedi? “Bin yıllık kardeÅŸliÄŸiniz üzerinde anlaşın.” Kürtlere verdiÄŸi zararı düşününce adını almak içimden gelmedi ama söylenen söz de doÄŸrudur. Ne demiÅŸler? “söyleyene deÄŸil söylenene bak” söylenen ifade doÄŸru.
Artık Kemalizm, Apoizm gibi Anadolunun çıban başı olan ideolojilerle zaman öldürmeye vaktimiz yok, zaman önümüze bakma zamanıdır. Rahmetli dostum Prof.Dr.Kadri Yıldırım hoca; “ÅŸu HDPye bir Kürt komisyonu dahi oluÅŸturamadık” demiÅŸti. Ama Ak Partinin öncülüğünde tercihli anadil dersleri okullarda verilmeye baÅŸlandı, eminim raÄŸbet olsaydı ÅŸimdi zorunlu tercihli olmuÅŸtu.
Şu anda beş üniversitede Kürt Dili ve Edebiyatı alanında Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora programları var. Sözde Kürtler adına siyaset yapan cenahtan bütün bu olumlu gelişmelere rağmen aklımızda ne kaldı? "Seni başkan yaptırmayacağız" sloganı kaldı, sanki "sen misin bu sorunu çözmeye çalışan" dercesine.
Boykota ve engellere rağmen beş üniversitemizde Kürdoloji var, yukarıda zikir edilen şahsiyetlerin eserleriyle birlikte günümüze taşımak var. Yani lisani hal ile yeni devlet diyor ki;
*Siz Kova-i Milliye olursanız, ben Kurucu Meclis olmaya hazırım,
*Siz İdris-i Bitlisi olsanız, ben Yavuz Sultan Selim olmaya hazırım,
*Siz Mervani Kürtleri olsanız, ben Alpaslan olmaya hazırım.
Yok eğer siz sağı solu belli olmayan kürdün inanç ve kültürüyle barışık olmayıp sokak siyaseti yapsanız, sizin muhatabınız JİTEM olur onun da yanımızda yeri yok, ne ben sizi gördüm ne siz benden bir şey bekleyin.
Yani son elli yıldır eski karanlık devlette sopa yiyen, ancak yarım asırdır değer gören, fark edilen Kürtlerin kabul edilmesi için değerleriyle yaşamaları lazım.
Şundan ibret alabilirsiniz Ak Parti iktidarına kadar batıya benzemeye çalışan devletin nasıl ki dünya nezdinde bir değeri yoktu, ne zaman ki Erdoğan bir mümin edasıyla devlet adına dikleşmeden dik durdu varlığımız hissedildi, Kürtlerin durumu da aynen öyledir.
Hakikat şu ki iki kelime Kürtçe konuşmakla Kürt olunmaz, böyle bir Kürdün dünyada karşılığı olmaz.
Kürt ediplerine ve tasavvufi ÅŸahsiyetlerine verdiÄŸi deÄŸerden dolayı CumhurbaÅŸkanımız Recep Tayyip ErdoÄŸana müteÅŸekkirim. Birileri gibi “hakkımızdır verecek” deyip iÅŸi ucuza kapatmak bana yakışmaz. Bu en hafif ifadesiyle nezaketsizliktir, nezaket bilmeyen bir kimse ile de masaya oturulmaz. Dolayısıyla ErdoÄŸanın Kürtler için kalıcı hizmetleri takdire ÅŸayandır, diyorum.
Allah bu memleketin bu milletin sonu hayreylesin.