Televizyon dizileri gençleri bilinçli şekilde şiddete, ahlaksızlığa ve suça hazırlıyor. Daha ilk sahnede silah, bıçak, tehdit, mafya, kabadayı, “mahalle abisi” özentisi dayatılıyor; suç, güç ve zorbalık normalleştiriliyor.
Mahremiyet, aile, örf, adet, inanç ve saygı sistematik biçimde yok ediliyor; bilerek, isteyerek ve şeddeli bir sapkınlıkla yazılmış senaryolar her akşam 20.30dan 23.45e kadar evlerimize sokuluyor, sabah ve gündüz kuşağındaki rezaletleri saymıyorum bile.
Dizilerde kimin eli kimin cebinde belli değil; abi kardeşinin, arkadaş arkadaşının eşine düşüyor, ahlak yerle bir ediliyor. Sonra çocuklar sokağa çıkıyor ve ekranda öğrendiğini uyguluyor; 13 yaşında canileşmiş biri, 17 yaşında bir genci bıçaklayarak öldürüyor.
Buna hâlâ “çocuk” mu diyeceğiz? Hayır! Bu çocuk değil; katil, cani, psikopat! Yarın dışarı çıkacak, ceza almayacak. Kimse kusura bakmasın; “kısasta hayat vardır” anlayışı acilen kanunlaşmalıdır, aksi hâlde dökülen kanın, yanan ocakların, ağlayan annelerin vebali bu düzeni kuranların, yönetenlerin ve milletvekillerinin boynundadır.