BORSA
BIST 100 14.200,20 %3,62
Altın 6.624,62 ₺/gr %0,08
Bitcoin $67.136 %6,07
Dolar 45,92 ₺ %0,02
Euro 53,45 ₺ %0,03
Sterlin 61,90 ₺ %0,12
Gümüş 111,00 ₺/gr %0,44
Ethereum $1.907,85 %4,70
İsviçre Frangı 58,35 ₺ %0,02
Kanada Doları 33,19 ₺ %0,06
Avustralya Doları 32,98 ₺ %0,31
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00
Suudi Riyali 12,23 ₺ %0,03
BAE Dirhemi 12,50 ₺ %0,01
Rus Rublesi 0,63 ₺ %1,39
Çin Yuanı 6,79 ₺ %0,04
GİRESUN 15°C 6.624,62 ₺/gr 45,92 ₺ 53,45 ₺
Anasayfa Giresun Terör ve Çözümsüzlük

Terör ve Çözümsüzlük

· 5 dk okuma
Terör ve Çözümsüzlük

                       1970 li yılların başında bölgedeki ajanları aracılığıyla önce solcuları daha sonra ise sağ kesimi kışkırtan ABD, bu çatışmayı beyaz saraya çekilerek zeminini hazırladığı 12 Eylül 1980 darbesine kadar seyretti. Bu darbenin neticesinde   ülkemizin küreselleşmeye entegre süreci başladığı gibi,  Yunanistan da NATO’ya girmiştir. O dönemde yaşanan sağ-sol çatışması ülkemizin kendi dinamiklerinden kaynaklanan bir olay olsaydı, darbenin ertesi sabahı bu çatışmalar bitmezdi. Zira  sağ kesim 11 Eylül 1980 de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin önünden geçemezken, 13 eylül 1980 sabahı herkes elini kolunu sallayarak geçmiştir. Demek ki terörün nedeni ve kaynağı bizde değildi. 

                       1980 sonrası ise ülkemiz bölücü terörle mücadele  etmiştir. Neden olarak da Diyarbakır Cezaevi’nde darbe sonrası yapılanlar gösterilir. Peki soruyorum size: O dönemde Diyarbakır’daki cezaeviydi de, Mamak ve  Bayrampaşa Hilton muydu? Oysa,  12  Eylül darbesi sağıyla soluyla bütün  ülke insanının üzerinden adeta tank gibi geçmiştir. ABD  destekli bölücü terör  her şeye rağmen otuz yıldır varlığını sürdürmektedir. Bu bölücü terör 2010 yılına kadar bağımsız bir  kürt devletinin kurulmasını hedeflese de, bugün bu konsept değişmiştir. Zaten Türkiye deki kürtler; zaza, kırmançi ve gorani gibi farklı aşiretlerden oluşmaktadır. Bir bölümü de kara keçili aşireti gibi kürtleşmiş Türklerdir. Dolayısıyla kürtlerin organize olarak bir araya  gelmesi mümkün değildir. 

                       Otuz yıldır karşı karşıya kaldığımız bölücü terör 12 Eylül  öncesindeki sağ – sol çatışmasında  olduğu gibi dış kaynaklı bir olaydır. Amacı ve hedefleri bellidir. Yoksa,  makus talihini bir türlü yenemeyen Anadolu’ da Giresun’un Armutlu Köyü ile Bingöl’ün Güngören Köyü arasında, gelişmişlik açısından hiçbir fark yoktur.  Kaldı ki, Doğu ve Güneydoğu’da hemen hemen her ilde havaalanı vardır.  

                       Ülkemizin de içinde bulunduğu bölgede üç yapının geliştiği  görülmektedir. Bunlar; Güney Kıbrıs merkezli İsrail,  Suudi  Vehhabi anlayışına dayalı despotik dinci cunta ve Şii anlayışına dayalı İran hegemonyasıdır. Bugün  Yunanistan’ın  karşı karşıya kaldığı ekonomik krizin yanında, Libya ve Suriye olaylarının  nedeni de budur. Kim bilir, bu yapı otuz yıldır çözülemeyen bölücü terörü belki de İran’a çözdürecektir.  

                        Ülkemiz açısından  ise terör ne siyasi nede askeri yöntemlerle çözülür. Terör ancak bilimsel metodolojiye dayalı yöntemlerle  çözülebilir. Ancak 1970’ den buyana terörle iç içe olan ülkemizde terörün çözümüne ilişkin siyasi ve askeri perspektifin dışında ortaya konulan farklı bir bakış açısı olmamıştır. 

                         Bu bağlamda ; sadece iki oy alarak yandaşlarına devletin imkanlarını paylaştıran, dahası    bir lojmanın paylaşılması hesabına kadar düşerek rektörlük koltuğunu işgal eden ve il başkanlarının arkasında yürüyen bilim adamlarıyla  b i l i m  ü r e t i l e m e z. 

                         Öteden beri ülkemizde siyaset teröre çözüm üretemediği  için, çözüm olarak silahlı yöntemler tercih edilmiştir. Ülkemizde terörün çözümünde silahlı yöntemin başarıya ulaşması isteniyorsa, öncelikle milli gelirden aslan payını alan mutlu azınlık başta olmak üzere,  sermayedar, bakan, paşa, kamu kaynaklarını kullanan üst yöneticilerin kendileri ve çocukları bizzat cephenin önünde yer almalıdır. Zira toplumsal duyarlılık ve hassasiyetin tesisini gerektiren durumlarda, cemiyet hayatımızın vazgeçilmezleri her zaman bu kesimler değil midir.

                        Saygılarımla.

                                     Ali Zafer TOPŞİR