Bize Böyle Kaymakamlar Lazım Arkadaş!
Birkaç yıl önce “Bu memleketin huzuru kaymakamların elindedir” başlıklı bir yazı yazmıştım, bu iddiamı hala sürdürüyorum. Eğer kaymakamlar çok yönlü yetişseler, olgunlaşsaslar, gittiği ilçenin sosyal dinamikleri, örf, adet ve kültürel değerlerini bilip ona göre halkla selamlaşsalar asayışın %51i kendiliğinden sağlanır diye düşünüyorum.
Bir kaymakam düşünün;
Muhtar ve heyetiyle diyaloğu iyiyse,
Her köyün imamı ve cemaaatten 3-5 kişiyle selamlaşırsa,
Öğretmen ve öğretmen çevrasinden 3-5 kişi ile diyalog halinde olursa,
Gençlerinden üç beş kişi ile telefonlaşabilirse,
Mahiyetindeki tüm köyleri insani bir eda ile ziyaret edip, halkla hemhal olursa ilçeye kendiğinden bir huzur ve güven gelir kanaatindeyim.
Mesela Diyarakır Sur ilçesi Kaykamından dolayı bir güven ve huzur içinde olduğuna inanıyorum.
Geçende “Müslüman Dünya” gazetesi Genel Yayın yYönetmeni olarak ben, Emekli Memur-Sen Diyarbakır İl başkanı ve “Müslüman Dünya” gazetesi Yazı İşleri Müdürü Hasan Yosunkaya, Gazi Yaşargil Araştırma Hastahanesinden emekli Göz Doktoru Hasan Yürük ile birlikte Sur Kaymakamımız Abdullah Çiftçi beyi ziyaret ettik.
Toplantısına ara verip bizi ağırlaması takdire değerdi, bu nazik tavrından dolayı heyetimiz adına kendisine teşekkür ediyorum.
Ziyaret esnasında kendisine bir soru yönelttim.
-Muhterem kaymakamım sizden duymadım ama diyor ki, bir köye gitmişsiniz, günlerden Cuma, namaz vakti gelmiş, imam hazır olmayınca cübbeyi giymiş hutbeye çıkmışsınız, bu hoş davranışı bir de sizden dinleyebilir miyiz?
Cevaben dedi ki,
-Tüm muhtarlar zamanla Kaymakamlığa geldiler, tanıştık, hemhal olduk ama bir köyün muhtarı ziyaretime gelmedi. Ben de onu çağırmadım, o gelmediyse bir gün ben giderim diye düşündüm.
Gel zaman git zaman, bir ara duydum ki muhtarın annesi vefat etmiş, bir Cuma günü taziyesine gittik, tabi muhtar çok mahcup oldu, köylü de memnun kaldı.
Baktım namaz vaktı yaklaştı bir hareketlilik, bir heyecan yok, dedim ki -Ağalar bu gün Cuma, bakıyorum bir hazırlık yok, sala da okunmadı, hayırdır?
Dediler ki,
-Vala imamımız yok,
Ben dedim ki.
-Hani hoca efendi masada “azemellahu ecreküm…elfatiha” diyor, hoca değil mi?
Dediler,
-Hoca hutbe okuyacak kapasitede ilmi yeterliliğe sahip değil,
Ben de dedim ki,
-Madem öyle buyurum hutbeyi ben okuyacağım, namazı da ben kıldıracağım.
Camiye gittik cübbeyi giydim, minbere çıktım, hutbeyi okudum, namazımızı kıldık. Köylü hayretler içinde, mutlulukları yüzlerinde okunuyor.
Dedim ki,
-Elhemdulillah müslüman evladıyız, bu kadarını bilemiyorsak niye mülki amir olmuşuz, ayrıca bu gün burada Cuma kılınmasaydı mülki amir olarak mesuliyet bende olurdu ben de vazifemi yaptım.
Memnuniyetleri sandıka bile yansımıştı, daha önce üç beş oy dışında tüm oylar HDPye çıkarken bu defa HDPnin oyları %50nin altında kaldı. dedi.
Sevgili dostlar, ben bu anıyı paylaşmak istedim, umarım vermek istediğim mesaj yerine ulaşır.
Kaymakamlarımızın üst makamlara çıkmayı unutarak halk ile birlikte hareket etmelerini bekliyorum.
Yoksa devlet adamı enaniyetiyle halka mesafeli durmak akıl işı değildir, en azında halkın dualarından mahrum kalırlar.
Ben Abdullah Çiftçi kaymakamımızın daha bir çok yararlı uygulamalarını duymuş, şahit olmuşum, yazı uzamasın diye yazmak istemedim.
Gerçi bir çok ilçemizde bu vasıfta kaymakam görev başında ama bazıları hala eski havayı üzerlerinde atmamışlar.
Yenişehir, Kayapınar, Çınar, Lice kaymakamlarından da hayırlı haberler alıyorum. Bunun yanı sıra bazı ilçelerimizden başarısız Kaymakam haberleri de kulağımıza geliyor, ama biz güzel şeyleri paylaşmayı tercih edelim, daha iyi olmaz mı?
İyi ki varsınız Abdullah bey, siz olmasaydınız ben bu huzur verici yazıyı yazamayacaktım.Bize böyle kaymakamlar lazım arkadaş!
Vesselam.

Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.




