BORSA
BIST 100 13.938,48 %1,42
Altın 6.277,08 ₺/gr %0,31
Bitcoin $63.723 %0,00
Dolar 46,29 ₺ %0,15
Euro 53,60 ₺ %0,16
Sterlin 62,15 ₺ %0,10
Gümüş 101,24 ₺/gr %1,17
Ethereum $1.673,36 %0,37
İsviçre Frangı 58,08 ₺ %0,12
Kanada Doları 33,08 ₺ %0,03
Avustralya Doları 32,61 ₺ %0,10
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00
Suudi Riyali 12,33 ₺ %0,28
BAE Dirhemi 12,60 ₺ %0,14
Rus Rublesi 0,64 ₺ %0,18
Çin Yuanı 6,84 ₺ %0,14
GİRESUN 20°C 6.277,08 ₺/gr 46,29 ₺ 53,60 ₺
Anasayfa Makaledetay
Eyüphan Eyüphan Kaya
29.05.2023 10:35 · 2

Diyarbakır fethinin 1384.yıl dönümü manidar bir yürüyüşle anıldı.

Yorumlar
Diyarbakır fethinin 1384.yıl dönümü manidar bir yürüyüşle anıldı.

Üniversite lojmanlarında buluna ve adını fetih hareketinden alan Fetih camisinde sabah namazı kılındıktan sonra Diyarbakır Valisi Ali İhsan Su öncülüğünde il protokolü, bir çok kesimden vatandaşların da katılımıyla Hz.Süleyman yerleşkesine kadar tekbir ve salavatlarla bir yürüyüş gerçekleşti.

Program Kuranı kerim tilaveti, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Hasan Tanrıverdinin Sahabe ordusu komutan İyad Bin Ganemin şehrin kraliçesi Mariyaya gönderdiği mektubun analizi yaptı ve il valisi Ali İhsan Suyun konuşmalarıyla son buldu.

*Hasan Tanrıverdi hocamızın mektup analizi başka bir haber olarak payalışacaktır, inşaallah.

Diyarbakır araştırmacısı Abdulaziz Yatkın hocamızın hazırladığı, ancak son dadika ipal edilen konuşma metnini paylaşıyorum.

 

 

2023 YILI SAHABE HAFTASI, DİYARBAKIR FETHİ KUTLAMALARI KONUŞMA METNİ

Abdulaziz Yatkın

Sayın Bakanlarım, Sayın valim, sahabenin nesli olan sevgili gençler, genç ruhlu kardeşlerim, hepinizi saygı ve hürmetle selamlıyorum,

Sahabelerin, peygamberlerin yaşadığı bir memlekette, yaşama imkânı veren Rabbime sonsuz hamd-u senâlar olsun; o sahabileri birer Kutup Yıldız gibi yetiştirip, dünyanın dört bir tarafına gönderen Rasulüllah (sav)e, yıldızlar sayısınca salât-u selam olsun.

Sahabenin, 1384 yıl önce, Diyarbakırı fetih ettiği böyle bir seher vaktinde, burada bulunmak elbette ki anlamlıdır.

Diyarbakırı, diğer şehir ve bölgelerden ayırıp, önemli bir konuma getiren, Diyarbakırda metfun bulunan Peygamber, sahabe kabirleri ile makamlarıdır. Sahabenin Diyarbakırı fethinden önce Diyarbakır; 6 peygamber kabri ile 3 peygamber makamının bulunduğu. Az ilerimizde Arapşeyh Cami yanında, yıkık sinagogun bulunduğu yerde, İlyas peygambere, peygamberlik görevinin verildiği, vahyin indiği, Cebrail (as)ın indiği bu mübarek şehir, zaten Peygamberler şehri idi.

Peygamberler şehri olan Diyarbakır, asr-ı saadette, çok erken dönemlerde, Resulüllah (a.s.)ın vefatından 7 yıl sonra, Sultan Alpaslanın Anadoluya girişinden 432 yıl önce, Fatih Sultan Mehmedin İstanbulu fethinden 814 yıl önce, içlerinde aşere-i mübeşşereden, cennetle müjdelenen sahabinin de bulunduğu, bir sahabe ordusu tarafından fetih edilmiştir. Bu fetih başka beldelerin fethinin de müjdecisi olmuştur.

PEYGAMBERLER ŞEHRİ OLAN DİYARBEKİR BU DEFA DA SAHABE-İ KİRAM ŞEHRİ OLMA RÜTBESİNE KAVUŞTU.

Şehre su kanalından ilk giren Halid b. Velid ve 100 civarındaki Müslüman asker, içkale kapısında görevli Bizans askerleri ile yapılan kısa bir çatışmanın dışında, hiçbir çatışma yaşanmamıştır. Bu kısa çatışmada, Halid b. Velidin oğlu Süleyman başta olmak üzere, 27 sahabe şehit olmuşlardır. Fetihten sonra da ailelerini getiren birçok sahabe buraya yerleşmişlerdir. Böylece sahabeye miras kalan “Peygamberler Şehri Diyarbakır”, aynı zamanda “Sahabe Şehri Diyarbakır” olmuştur.

O sahabeler ki, Kuran-ı Kerimde, Tevbe Süresinde; “Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Ondan razı olmuşlardır” iltifatına mazhar olanlardır.

Resulüllah (a.s.); “Bir yerde vefat eden ashabımdan hiçbirisi yoktur ki, Kıyamet günü oranın ahalisine bir nur ve onlara (cennete sevkte) bir rehber olmasın” buyuruyor.

Bundan dolayı, ne mutlu kıyamet günü, rehberi yüzlerce sahabe-i kiram olan sizlere…

HÜR İRADESİ İLE İMAN EDENLER DIŞINDA KİMSENİN İNANÇ VE İBADETİNE DOKUNAN OLMADI.

Diyarbakırın fethinden sonra Müslümanlar, şehirdeki gayri müslim halkın örf, adet, din ve dillerine yönelik hiçbir müdahalede bulunmamışlardır. İslama girmek istemeyenler, günümüze kadar mabetleri ibadete açık kalmış, dinlerini ve dillerini de muhafaza etmişlerdir.

DİYARBEKİR İSLAMIN ANADOLUYA AÇILAN KAPISIDIR

Sahabenin kıymetli misafirleri,

İslam tarihinde bir dönüm noktası olan Diyarbakır Fethi, İslamın Anadoluya açılan ilk kapısıdır. Bundan dolayı Diyarbakır, sahabenin öğrencisi, Anadolunun da öğretmenidir. İmam Şafii; “Eli kalem, kâğıt tutan herkesin İmam-ı Azama minnet borcu vardır” diyor. Bizde diyoruz ki, Anadoluda bulunan tüm Müslümanların Diyarbakıra minnet borcu vardır.

Bir memleket düşünün, fethini gerçekleştiren sahabe, girdiği hiçbir savaşı kaybetmeyen, Resulüllah (a.s.) tarafından, “Seyfullah” Allahın kılıcı unvanına sahiptir.

Bir memleket düşünün, fethine gelen binlerce sahabenin olduğu ordunun içinde, Resulüllah (a.s.)ın en yakın arkadaşları, aşere-i mübeşşereden, cennetle müjdelenen sahabe vardır.

Bir memleket düşünün, ilk valisi sahabedir. Tarihte, Diyarbakırın dışında Anadolunun hiçbir yerinde sahabe valilik yapmamıştır.

DİYARBAKIR FETHİ NİCE NİCE FETİHLERE KAPI AÇMIŞTIR.

Bundan dolayı Diyarbakır fethi, Müslümanlar arasında “Fethul-Futuh” (fetihlerin fethi) unvanını almıştır.

Hâlid b. Velid, İyâd b. Ğanm ve arkadaşları tarihin eşine az rastladığı şahsiyetlerdendirler. Tarihe şan ve şerefle dolu izler bırakmışlardır. Bu izleri günümüz nesillerine taşımak ve genç nesillerin onları tanımasını sağlamak, eli kalem kâğıt tutan herkes için bir vefa borcudur. Ben buraya gelen binlerce sahabeden, sadece sur kapılarından sorumlu dört komutanın ismini zikretmek isterim. Bunlar;

Mardin Kapıdan sorumlu komutan Iyad b. Ğanem: el-Cezirenin Fatihi, Başkomutan, Arapların en cömerdi. İnfakıyla nam salmış olan İyâd, “Kendisinden bir şey istenildiğinde men etmeyen cömert adam” diye tanınmıştır.

Urfa Kapıdan sorumlu komutan Said b. Zeyd: Cennetle müjdelenen, Aşere-i Mübeşşereden, Hz. Ömerin kayınbiraderi ve amcasının oğlu olan sahabi.

Dağ Kapıdan sorumlu komutan Muaz b. Cebel: Asr-ı Saâdetin kadısı, büyük komutanlarından. Ayağından engelli olmasına rağmen, diğer sahabe arkadaşları gibi şehadet arzusu ile Diyarbakır fethine gelmiştir.

Yeni Kapıdan sorumlu olan komutan Halid b. Velid: Diyarbakır Fatihi. Kalemlerin, kelamların onu anlatmaktan aciz kaldığı büyük komutan, Girdiği hiçbir savaşı kaybetmeyen, lakabı Allahın kılıcı, Seyfullah olan, Diyarbakır İçkalede metfun bulunan Hz. Süleymanın babası.

FETİH GÜNÜNDEN BU ZAMAN DEK KÜFFARA ESİR DÜŞMEMİŞ, TEVHİD DÜŞÜNCESİ BU ŞEHİRDE HEP HAKİM OLMUŞTUR.

Sahabeler tarafından fetih edilen Diyarbakır, fetih edildiği günden bugüne kadar, hiçbir zaman gayrı müslimin işgaline de uğramamıştır. Ezanlar bu şehirde susmamıştır. Peki niçin? Kıymetli kardeşlerim; Çünkü ecdadının yolundan giden, Halid bin Velidin evlatları olan sizler, bu şehirde bulunduğunuz müddetçe, ezanlar bu şehirde susmayacak, gayrı müslimin işgaline asla uğramayacaktır.

Sahabenin kıymetli misafirleri,

Tarih, kılıç zaferlerinin sahneleri ile doludur. Ne var ki kılıç zaferleri, hiçbir zaman kalıcı olmamıştır. Kalıcı olan kalbin zaferidir. Müslümanlar tarafından gerçekleştirilen fetihler, manevi fetihler olduğu ve kalplere nüfuz ettiği için kalıcı olmuştur. Kılıçla hiçbir medeniyetin kurulduğu görülmemiştir. Eğer kurulabilseydi, doğuda Cengiz Han ve Hülagu, batıda Hitler bunu gerçekleştirirdi. Oysa bu liderler arkalarında kan ve ıstıraptan başka bir şey bırakmamışlardır.

Sahabiler İslâmı bu topraklara ulaştırırken, İslâm sancağını her yerde dalgalandırırken ne sayıca, ne de ekonomik bakımdan üstündüler. Başkalarından daha güçlü, daha bilgili de değillerdi. Müslümanların fetihler sırasında gösterdikleri başarının sırrı, imanlarında ve şehadet arzularında gizlidir. Onların gayesi dünyevi bir arzu, insanlara hükmetme duygusu, fethedilen bölgelerin nimetlerinden yararlanma isteği, ya da çöl hayatından kaçıp kurtulma gibi dünyevi hevesleri olmamıştır. Gayeleri Allahın rızası, özlemleri ise şehadet olan bu toplumun tek bir hedefi vardır ki, o da batıl üzere gördüğü bir toplumu hak yola davet etmek suretiyle, onların hidayetlerine vesile olmaktı.

Sahabenin nesli olan sevgili gençler, genç ruhlu kardeşlerim

Diyarbakırın, sahip olduğu manevi zenginliğin değerini, birçoğumuz tam olarak bilmiyoruz. Oysa tarihte Diyarbakıra gelenler, mübarek, kutsal bir beldeye geldiğinin bilincinde olarak davranırlardı. Abdestsiz gezilmeyen şehir olarak bilinen, surlarının şehre açılan dört kapısında çeşmelerin bulunduğu, abdest alınmadan şehre girilmediği bu mübarek şehir için, Mevlana Halid-i Bağdadi; “Bu topraklarda o kadar çok sahabe var ki; Ben bu topraklara basmaya hayâ ediyorum” demiştir.

Merhum Mehmet Akifin dediği gibi;

“Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,

Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.”

Sahabenin kıymetli misafirleri,

Asr-ı Saâdetten günümüze kadar gelen sürece baktığımız zaman, Diyarbakır ve çevresi, enbiya ve sahâbe membaı, evliya ve arifler yatağı, bilgin ve ulema otağıdır.

SAHABE RUHUNU BU ŞEHİRDE YAŞATMAKLA YÜKÜMLÜYÜZ.

Kökleri ile bağı kopmuş bir ağaç, nasıl ayakta kalamazsa, değerlerinden habersiz bir neslin de hayata tutunması mümkün değildir. Neslimizi korumalı, değerlerimize sahip çıkmalı, ecdadımız olan sahabenin yolundan ayrılmamalıyız. Sahabeden bize miras kalan şehrimize de sahip çıkmalıyız.

FETİH KAPISININ AÇIK OLMASI LAZIM

Sözlerimi bitirirken, bir konuya da değinmek isterim. Bazı yerler semboldür. Fethin gerçekleştiği bu alan gibi. Başkomutan İyaz b. Ğanm ve İslam ordusunun giriş yaptığı Fetih Kapısı gibi. Geçen yıla kadar sahabenin giriş yaptığı Fetih Kapısı açık idi. Fethin sembollerinden olan, içkaleye açılan fetih kapısı, bu sene maalesef kapalıdır. Fetih şuurunun şahlanması ve Fetih Kapısının tekrar açılması umuduyla, siz sahabe ve tabiin torunlarının Diyarbakırın 1384. Fetih Yıldönümünü tebrik eder, hepinizi saygıyla, hürmetle selamlıyorum.

Abdulaziz Yatkın 

Emekli din görevlisi/Araştırmacı yazar

 



Bu Yazıyı Puanla

0/5 (0 oy)

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

0/1000
Güvenlik Kodu