Kaya: “Veda Hutbesini başucumuzda tutmalıyız.” Dedi.
Kaya: “Veda Hutbesini başucumuzda tutmalıyız.” Dedi.
İnsan Hakları Nebevi Beyannamesi yazarı Eyüphan Kaya ÖNDER İmam- Hatip adına Diyarbakır Merkez ilçe Yenişehir Ofis camisinde Cuma vazı olarak “Veda Hutbesi” temalı bir sohbet yaptı.

Özetle şunları dile getirdi;
Muhterem hazirun geçen sene Ağustos ayında il Müftümüz Celal Büyük hoca Sivil Toplum Kuruluşlarını toplayarak: “Bu sene Diyanet İşleri Başkanlığı mevlid-i nebi yılı ilan etmiştir, kimin gücü neye yetiyorsa peygamberimizi anlatalım” demişti. Ben Türkiye Aile Meclisi Güneydoğu Bölge Başkanı olarak Veda Hutbesi Üzerinde peygamberimizi anlatmayı söz verdim. Şu ana kadar Diyarbakır ağırlıklı olarak üç ilde 21 defa küsüde anlattım, keşke daha fazla olsaydı, ama bu kadar yapabildim. Ayrıca anlattıklarımı derleyerek Veda Hutbesi temalı bir kitap yazdım.
Bu sene Diyarbakır Ulu camide 8 Martı “Dünya Veda Hutbesi Günü” olarak ilan ettik, seneye daha görkemli olacak inşallah. Bu önemli faaliyeti Haber yapan bir hanım efendi “çok heyecanlandım, o günün şartlarında peygamberimiz nasıl da kadın haklarını savunmuş.” Demişti.
Bir gün eğer 8 Mart Dünya Veda Hutbesi olarak kabul edilirse hareket noktası Ulu camiden başlaması da bizim için bir şereftir.
Malumunuz insanlar inanç açısında iki kısımdır, bir kısmı ehli iman bir kısmı ehli davettir. Ehli iman bir disiplin içinde imanını korumaya çalışırken, diğer kısmının ne zaman iman edeceğini bilemiyoruz. İnançta zorlama yok.
Mevlana Celaddin-i Ruminin bir sözü var, diyor ki; “Kafire kem gözle bakma iman üzeri ölmeyeceği ne malum” tabi bir de bunun mefhumu muhalifı da var, bizim iman üzere ölüp ölmeyeceğimiz ne malum. Yani bir defa “iman ettim” demekle iş bitmiyor, imanını korumak için daima havf ve rıca arasında bir disiplin içinde yaşamak lazım.
Hz.Muhammed(sav), Veda hutbesini okuduğu yıl üç defa vefat edeceğine işaret etmişti;
İlki; O sene ARD hadisesi iki defa gerçekleşmiş. ARD; yılda bir Ramazan ayında Hz.Muhammed(sav) Kuranı baştan sona kadar okur Cibril-i Emin dinlermiş, bir defa da Cibril okur Peygamberimiz(sav) dinlermiş. Bu defa Cibril(as) bir daha tekrarını isteyince Resul-i Ekrem bu benim yakında ölmeme işrettir demiş.
İkinci bir işaret Nasır suresi nazil olduğu zaman, Resul-i Ekrem demiş ki eğer bana istiğfar ve tesbih kaldıysa ölümüm yakındır. Kızı Fatımasına bunu söyleyince çok üzülmüş sonra ona “ailemden en erken sen bana ulaşacaksın demiş ve Kızı müferreh olmuş. Gerçekten Peygamberin vefatından birkaç ay sonra Hz.Fatıma(ra) da vefat etmiş.
Üçüncüsü 632 yılı 8 Mart, Hicri takvime göre 10.yıl Zilhicenin 9’uda 100 Bini aşkın sahabeye seslenince; “sözümü iyi dinleyin, burada olanlar burada olmayanlara iletsin, umulur ki onlar daha iyi uyarlar, seneye burada buluşacağımızı sanmıyorum” demiş.
Bu üç hatırlatmayı bir arada düşündüğümüz zaman Veda Hutbesi aynı zamanda insanlar için bir vasiyetname hükmündedir.
Allah razı olsun ki, o mübarek sahabeler iyi dinlediler, not adılar, bize ulaştı ve biz bugün bir araya gelmiş Veda Hutbesini sohbetimize konu etmişiz.
Veda Hutbesine göre;
İnsanın canı, malı, namusu mukaddestir, dokunulmazdır,
Cuma ve Arife gününün mukaddes olduğu gibi, Mekke mukaddes olduğu gibi can, mal ve namusumuz mukaddes değerlerdir ve dokunulmazdır.
Can, mal ve namusun güvende olmadığı bir toplumda huzur olmaz.
Faizin her türlüsü yasaklanmıştır
Faizin her türlüsü kaldırılmıştır, faiz ile muamele etmek Allah ve Resulüne savaş açmakla eşdeğer bir günahtır. Faiz tıpkı bir elektrik süpürgesi gibi milyonların cebinden paraları toplayıp zenginlerin kasasına bırakıyor, insanlık bir an evvel bu faiz sisteminden kurtulması lazım. Faiz demek “sen çalış ben yiyeyim” demektir.
Faizle iştigal eden birisi Allah ve Resulü ile savaş halindeymiş kadar bir günahın içindedir.
Irkçılığın yanlışlığını dile getirdi.
Hepimiz ademin çocukları Adem de topraktandır, Ne Arab’ın Aceme, ne de Acemin Arab’a üstünlüğü vardır, üstünlük ancak takvadadır. Takva öyle bir ölçü ki Allah’ın dağına yaşayan bir çoban da, Ankara’nın dehlizlerinde yaşayan bir bakan da isterse takva dairesinde yaşayabilir.
Bir gün beyaz tenli biri bir siyahiye aval aval bakıyor kızıl olanı diyor ki hayırdır arkadaş sen boyayı mı beğenmedim yada boyacıyı mı? inanın her ikisinde de suçum yok boya da Allah’ın boyacı da Allah. Beyaz adam özür diler ve birbirine sarılarak helalleşiyorlar.
Bir gün sahabeler oturmuş “ben filankesin oğlun filan kes” diye soylarıyla kedilerini tanıtıyorlarmış, sıra Selmanı Farisiye gelince “Ene Selman ibn-il İslam” (Ben İslam’ın oğlu Selamım)diyor. Bu konuşmaya vakıf olan Hz.Ömer(ra) da diyor ki; “Ene Ömer exu Selman(ben de Selman’ın kardeşi Ömer’im) diyor. Anlaya yeter galiba değil mi?
Maalesef bir kesim insanlarda inanç zayıf olunca ırkçılığa yapışıyorlar.
“Size Kuran ve Sünnet bırakıyorum” demesini bir az irdelemek isterim.
Kur’an-ı kerimi yüce Allah hafızların dili üzerinde muhafaza etmiştir. Dünyada milyonara Hafız-ı Kur’an var, maalesef bu konuda dünyanın gerisindeyiz. İlk hafızı kuran peygamberimiz(sav)’dir.
Biz hafızlarımıza minnettarız. Siz Kuranı muhafaza etseniz o da sizi İçişleri Bakanı yapar.
Allah muhafaza bu Kur’an kimi yarım hocaların elinde kalsaydı, kim bilir elimizde şu an kaç çeşit kuran olurdu?
Ayrıca Peygamber(sav) hafızlar hakkında şöyle buyuruyor;
“Gece vakti gök yüzüne bakınca nasıl ki yıldızlar parlıyorsa, gök yüzünden yere bakınca da iki tür ev öyle parlıyor, biri içinde yetim olup mutlu olduğu ev, bir de Hafız-ıl Kur’an birinin içinde yaşadığı ev”
Bir de Peygambersiz bir İslam’ın peşinde olan kimseler var
Ne yazık ki bu ara “Kuran bize yeter” diyen yanlış bir akımı savunan birileri karşımıza çaktı, unutmayalım başkasının Kur’an’dan ne anladığı değil peygamberimizin Kur’an’dan ne anladığı bizim için önemlidir.
Peygamberimizin hayatı Kuranın yaşama modellenmiş halidir. Peygamberi devre dışı bırakarak İslam’ı yaşayamayız.
Ne demiş peygamberimiz “benim namaz kıldığımı gördüğünüz gibi namaz kılın” haydi bakayım bu akımın garibanları Peygambersiz namaz kılsınlar da görelim. Zaten çoğu namaz da kılmıyor.
*Kuran neyi yapmamız gerektiğini emreder, Peygamberimiz nasıl yapacağımızı gösterir.
*Yeni atanmış bir Hakim düşünün, davaları karara bağlarken “ben yasa tanımam Anayasaya göre karar veririm” derse ne kadar komik duruma düşer değil mi? Yani Sünnet İslam’da yasa ve yönetmelik gibidir.
*Üstad Bediüzzaman diyor ki; Öğretmeni olmayan kitap kağıttan ibarettir, yani Kuranın öğretmeni, mübeyyini Peygamberimizdir(sav)
*Ben İlahiyat ve Fen alanında çalışıyorum hiçbir Fen öğretmeni öğrencisine “evladım al kitabı git deney yap" demez, tam tersine kitapla birlikte başında durur deney yapması için ona rehberlik yapar, işte Peygamberimiz bizim için böyle bir örnektir.
*Unutmayınız ki kelimeyi tevhit “lailahe ilellaah muhammedün resulüllahtır” Resulu devre dışı bıraksanız, Namaz, Oruç, Hacc gibi ibadetleri dahi yapamazsınız.
*Tekrar ediyorum, Peygambersiz İslamı savunanlar ya bilgileri eksiktir, ya da Siyonistlerin paralı adamlarıdır.
"Cennetin yolu camiden geçer" ifadesiyle sohbetine başlayan Kaya, Ahmedi Xani'den bir beyit okuyarak dua ile sohbetini tamamladı.
İlçe Müftülük Şefi Hüseyin Baktaş'a ve bahusus Yanişehir Müftümüz Dr.Şafi Bilik hocama müteşekkirim dedi.Allah hepsinden razı olsun.
Kaynak: Müslüman Dünya
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Eyüphan'nın Diğer Yazıları
50 yıllık evliyim, eşim(karım) evinin sultanıdır
20.08.2026 · 74
İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi’ye sesleniyorum!
18.08.2026 · 75
Zaman Ömer’leri arayıp bulma zamanıdır Reisim
14.08.2026 · 91
Barış ve huzur sürecine amasız destek vermek lazım.
07.08.2026 · 151






