Cehennem olan hayatlar!
Bundan seksen, doksan yıl önce Genç kızlar köle gibi alınıp satılıyor, kendi iradesi dışında evlendiriliyordu.
O dönemlerde yaşayan genç kızların hayatları babaları, aileleri tarafından nasıl cehenneme çevrildiğini, yaşayanlardan dinlediğim bir iki örnekle anlatmaya çalışacağım.
Teyzemiz anlatıyor; Henüz on dört yaşına girmiştim anam dedi ki kızım seni kocaya vereceğiz, falancanın oğlu var İstanbul da oturuyorlar seni ona vereceğiz.
Ben kocam olacak adamı tanımam bilmem, hatta o güne kadar hiç bir erkek bilmedim.
Neyse çeyizimi hazırladılar, beni alıp İstanbul’a götürdüler. Gittik bir eve girdik, eşyalarımı yerleştirdiler.
Akşam oldu eve bir herif geldi, pijamalarını giydi, glip salona oturdu aşaa, ben de içimden, herifin babası geldi de kendisi gelmedi diye geçiriyorum.
Kaynanam size hayırlı geceler deyip odasına çekildi. Ama yaşlı Adam içeride oturuyor, gitmiyor karısının yanına.
Sonra adam beni yanına çağırdı kulağıma eğilerek hadi biz de odamıza gidelim dedi. O an başımdan aşağı buz gibi oldum. Meğer o adam benim kocammış! Sonrasını o anlattı ama ben yazmayacağım.
Kocaman bir ömür buz gibi geçmiş. Kocam öldüğü gün benim içimde bayram sevinci vardı. Dedi.
İkinci teyzemiz anlatıyor; 15 yaşına ya girdim, ya girmedim, daha kendimi tanımıyorum. Bir akşam babam anneme dedi ki falanca gil bizim kızı oğluna istiyorlar, akşam gelecekler istemeye.
İsteme olayı bitti, onlar kendi aralarında konuştular, işte üç dört bilezik, falan, filan...
Ben kocam olacak adamı görmedim. Düğünüm oldu, biz yine yan yana gelmedik. O zamanlar kız evinde ayrı, erkek evinde ayrı düğün olurdu, gelin kız evinde, damat erkek evinde ayrı ayrı ortaya çıkardı, yada bize özel bir durumdu. Orasını Bilemiyorum.
Neyse düğün bitti beni alıp damat evine götürdüler. Ben o akşamki, duygularımın korku mu, heyecan mı, ne olduğunu ömrüm boyu anlayamadım, tarif edemedim. Neyse girdik evin içine, beni odaya oturttular, annem dedi ki şimdi kocan gelecek sakın korkma. (Anlıyorsunuz işte)
Annemler gitti, az sonra içeri, beli iki büklüm sırtında sepet gibi bir şey olan kambur, birisi geldi yanıma oturdu.(Bana göre korkunçtu, çünkü ben hiç kambur görmemiştim)
Ben bir ömür bu isteksiz, benim olmayan buz gibi hayatı yaşadım.
Çocuklarım oldu, onları evlendirdim onlar için yaşıyorum.
Çok ta güzel bir genç kızdım, benim diyen mankenlere taş çıkartacak güzelliğe sahiptim. (Evlendikten çok sonraki fotoğraflarını gösterdi güzelliği dillere destan) Benim olmayan bir hayatı bana yaşattılar.
O yıllar Henüz Avrupanın gelişmiş ülkelerinde dahi kadınların seçme ve seçilme hakları yokken Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1934 yılında çıkartılan yasa ile Türk kadınlarına seçme ve seçilme hakkı tanındı.
Aradan geçen zaman içerisinde Kadınlara tanınan bu hak, sudan bahanelerle engellendi, TC Anayasası 24. Maddesi ile anayasal koruma altında olmasına rağmen bazı dönemler inançları gereği başlarını kapatan kadınların eğitim hakları ellerinden alındı, engellendi. Milletvekili seçildi TBMM Kovuldu, Üniversitelere ikna (Utanç) odaları koyuldu, kadınlar kamuda başı kapalı çalışamadı, vatana asker ettiği oğlunun yemin törenine alınmadı, Ordu evlerine sokulmadı vb.
Atatürk tarafından kanunla verilen bu hakların toplum içerisinde, aile içerisinde hayata geçmesi uzun yıllar aldı. Halen daha, günümüzde bile çatlak sesler çıkmaya devam ediyor.
Bu vesile ile Büyük devlet insanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk ’ü saygı ve rahmetle anıyorum.
Bu Yazıyı Puanla
Yorumlar (0)
Yorum Yaz
Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.
Recep'nın Diğer Yazıları
TRT spikerinin Anneler Günü mesajında bana göre bazı kavramlar...
12.05.2026 · 34
Andırgalsın Masterın....
06.05.2026 · 5
Bir ilçenin sessizliği bazen en ağır çığlıktır.
01.04.2026 · 5
Yolunda giden Mhrs sistemi ile neden oynadınız?
22.02.2026 · 4




