4 Ekim ''Hayvanları Koruma Günü''
''HAYVANLARA MERHAMET ETMEYEN İNSANA DA ETMEZ''
4 Ekim ''Hayvanları Koruma Günü''
"HAYVANLARA MERHAMET ETMEYEN İNSANA DA ETMEZ"
Canlılar dünyası; insanlardan, bitkilerden ve hayvanlardan oluşur. İnsanlar eskiden beri hayvanlarla ilgilenmişlerdir. Hayvanlar, duyu ve hareket yetenekleri olan canlılardır. Hayvan dostları ilk kez İngiltere'de 1822 yılında bir araya geldiler. Hayvanları korumak, insanların hayvanlara iyi davranmalarını ve hayvanların daha iyi koşullarda beslenme ve korunmalarını sağlamak amacıyla Hayvanları Koruma Birliği'ni kurdular. Yurdumuzda Hayvanları Koruma Derneği 1908 yılında kuruldu. Aynı amaçlı dernekler birleşerek Hollanda'nın başkenti Lahey'de Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu'nu oluşturdular. 1931 yılında toplanan bu kuruluş 4 Ekim'i ‘Hayvanları Koruma Günü’ ilan etti.
Ülkemizde de, bütün canlıların hayat hakkına destek vermek sürdürülebilir bir çevre ve gelecek için zorunluluktur. Her canlı varlık hayatını sağlıklı ve refah içinde devam ettirme hakkına sahiptir. Bu bilinçle AB mevzuatı kapsamında hazırlanan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili yönetmeliklerle; evcil hayvanlardan sokak hayvanlarına, deney hayvanlarından hayvanat bahçelerinde barındırılan hayvanlara kadar bütün hayvanların korunması hedeflenmektedir. Bu görev, Orman ve Su İşleri Bakanlığımız ve kamu kurumlarının sorumluluğu altında olmakla birlikte, toplum olarak canlıların ve özellikle hayvanların korunmasına özen gösterilmelidir. Çünkü yaşama hakkı her canlı için temel bir haktır.
Tüm hayvanların güvence altına alınması amacıyla Hayvan Hakları Evrensel Beyannamesi ülkemiz tarafından da kabul edilmiştir. Bu beyannameye göre;
- Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir.
- Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz.
- Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz.
- Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi hayata karşı suçtur. Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir soykırım yani türe karşı bir suçtur.
Biliyoruz ki, başlıca besinlerimiz olan et, süt, yumurta, yağ hayvanlardan sağlanır. Giyeceklerimizin bir bölümü de hayvanların derisinden, yün ve tüylerinden yapılır. İnsan sağlığı için gerekli olan aşı ve serumun yapılmasında da hayvanlardan yararlanılır.
Kafesteki kanaryanın ötüşünü dinlemek, akvaryumdaki balıkları seyretmek bizi dinlendirir. Çiçekten çiçeğe, ağaçtan ağaca dolaşan böcekler, bitkilerin çoğalma olayına yardımcı olur. Çevremizdeki hayvanlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yararlanıyoruz. Yüce Allahın doğaya yerleştirmiş olduğu kanunlarına göre, her yaban hayvanının belli bir fonksiyonu bulunmaktadır. Bu hayvanların gereksiz yere telef edilmesi ekolojık sistemin dengesini bozduğu için yine insanlara bir doğal afet olarak geri dönmektedir.
Hayvanları sevenler, insanları daha içten severler. Bu konuya hepimizin sahip çıkması gerekir. İslam dininde, hayvanları insanların hizmetine verenin Allah olduğu, onlardan yararlanmak gerektiği, onlara sevgi-şefkat gösterilmesinin gereğine değinilmiştir. Peygamberimiz bu konuda şöyle buyurmuştur ”Merhamet edene Allah da merhamet eder, siz yerdekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin”. Peygamberimizin bu sözüyle, hayvanlara iyi davranılması tavsiye edilmekte, onların aç susuz, bırakılmaması, dövülmemesi, yavrularının alınmaması, zorunluluk harici yavruları olanların avlanılmaması, hedef yapılmaması, yarışma için dövüştürülmemesi, güçlerini aşan yük yükletilmemesi konusunda uyarılar yapılmıştır. ”Köpeğe zor şartlarda su veren kadının affedilmesi, kediyi hapsedip açlıktan ölmesine sebep olan kadının cehenneme gideceği” bilgisi, deveye aşırı yük yükleyeni, aç bırakan kimseleri peygamberimizin azarlaması… vs. Hep İslam dinin hayvanlara ve haklarına verdiği önemi gösterir. Bir gün peygamberimiz etrafında oturanlara şu hikâyeyi anlatmıştı:
Yolda gitmekte olan birinin susuzluğu arttı. Hemen bir kuyuya inip suyundan içti. Çıkınca, susuzluktan dilini çıkarıp soluyan ve rutubetli toprak yalayan bir köpekle karşılaştı. Adam kendi kendine, 'bu hayvan da benim gibi susamış' deyip kuyuya indi. Papucunu su doldurdu, ağzıyla tutup yukarı taşıdı ve köpeğe sundu. Bundan dolayı Allah bu kulunu övdü ve günahlarını bağışladı." Bunun üzerine arkadaşları:“Hayvanları sulamakta bize de sevap var mıdır?” diye sorduklarında Peygamberimiz şöyle cevap verdi: "Yaşamakta olan her canlıyı sulamakta sevap vardır." Hayvanlara kötü davranmayı yasaklayan Peygamber Efendimiz, "Bir kadın, bağlayıp yemek vermediği ve yer haşerelerinden yemesi için serbest bırakmadığı kedi yüzünden cehenneme girdi." diyerek bu konuda bizleri uyarmıştır. İslam dini hiçbir canlıya eziyet ve işkence edilmesine izin vermez. İnsan olsun, hayvan olsun her canlının kendine göre hakları vardır. Bu haklara saldıranlar ve uymayanlar devlet tarafından, bu mümkün olmazsa ahirette Allah tarafindan cezalandırılır. Bu gerçeği şu sözleriyle ifade etmiştir: "Şu bir gerçektir ki, öteki hayatta hak sahiplerine bütün haklarını ödeyeceksiniz. Hatta boynuzsuz koyun kendisine vuran boynuzlu koyundan kısas yoluyla hakkını alacaktır."
Bir gün Kuşu ölen çocuğun kapısını peygamber efendimiz çalar ve “Duydum ki kuşun ölmüş başın sağolsun çok üzüldüm” der. Bu İslam peygamberinin hayvan hakların a verdiği önemi gösterir. Görüldüğü gibi, Hz. Peygamber, hayvanların ve kuşların korunmasını, onlara eziyet edilmemesini, temizlik ve bakımlarının yapılmasını, yaratılışlarına uygun işlerde kullanılmasını, fazla yük yüklenmemesini, av yasağı koyarak rastgele eğlence için avlanılmamalarını emretmiştir. Avrupa’da hayvanların kıymeti bilinmezken, Türkler’in bunları korumak için teşkilatlar, vakıflar ve hastaneler kurdukları tarihi bir gerçektir. Bu durumu bizzat kendi gözleriyle gören Avrupalı araştırmacılar hayretler içinde kalmışlardır: “Türk şefkati hayvanlara bile şamildir. Bunları beslemek için vakıflar ve ücretli adamlar vardır; bu adamlar sokak başlarında köpeklerle kedilere et dağıtırlar. Bu hayvanlar o sadakaya alışmış oldukları için besicilerinin seslerini o kadar iyi tanırlar ki işitir işitmez hemen sokak başına üşüşmekte hiçbir zaman kusur etmezler… Kısır ağaçların kuraklıktan kurumalarına meydan vermemek üzere bir işçiye ücret verip sulanmalarını temin edecek kadar hayrat ve hasenatta ileri giden… Müslümanlara da tesadüf edilir. Birçok Türkler de sırf azat etmek için kuş satın alırlar… Kasaplar her gün muayyen miktar kedi ve köpek beslemekle mükellef kılınır. Şam’da hastalanan kedilerle köpeklerin tedavisine mahsus bir hastane vardır.” (Jean Antoine Guer)
“Türkler canlı ve cansız mahlûkatın hepsiyle iyi geçinirler: Ağaçlara kuşlara köpeklere velhasıl Allah’ın yarattığı her şeye hürmet ederler; bizim memleketlerde başıboş bırakılan veyahut tazib edilen bu zavallı hayvan cinslerinin hepsine şefkat ve merhametlerini teşmil ederler.” (Lamartine)
Orman ve Su İşleri Bakanlığı’mız tarafından konu ile alakalı olarak “Koru ve Yaşat” anlayışıyla yürütülen çalışmalar kapsamında, 2011 yılında 24 bin sokak hayvanının rehabilitasyonunun yapıldığı, “Susuyorum ama Konuşamıyorum” sloganıyla da 81 ile dağıtılmak üzere sokak hayvanları için 40 bin su kabı verilmiştir.
Bilelim ki, hayvanlar sadece yaşamak istiyorlar. Onların korunması için şunları yapmaya gayret gösterelim:
- Zor durumda kalmış hayvanları koruyalım. Onların bakımına yardımcı olalım.
- Bakımını üstlendiğimiz hayvanların yiyeceklerini, içeceklerini düzenli verelim. Aşılarını zamanında yaptıralım.
- Hayvanlara eziyet edilmesi insanlıkla bağdaşmaz. Öte yandan bu davranış yasalarımıza göre suçtur. Bu suçu işleyenleri uyaralım.
- Kuşların, karıncaların yuvalarını bozmayalım. Yumurtalarını almayalım. Avlanma mevsimi dışında kesinlikle av hayvanlarını avlamayalım.
- Hayvanları korkutmayalım, ürkütmeyelim. Onlara şakadan da olsa eziyet etmeyelim.
- Bakamayacağımız hayvanları eve almayalım. Biz almazsak belki bakabilecek biri alır.
- Yiyecek artıklarımızı, özellikle ekmeği, çöplüğe atacağımıza yakınımızda bulunan hayvan besleyicilerine verelim.
- Sapanla kuş avlamayalım. Avlamak isteyenlere engel olalım.
Ertan KUDUBAN
Orman ve Su İşleri Bakanlığı
Giresun Şube Müdürü
ORMAN SU İŞLER BAKANLIĞI XII. BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ
4 EKİM DÜNYA HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ ETKİNLİKLERİ
GİRESUN İLİ ETKİNLİK PROGRAMI
Giresun Namık KEMAL İlköğretim Okulu Öğrencilerinin Bakımevi Ziyareti
TARİH : 04.10.2012
SAAT : 10:00
YER : Giresun Geçici Hayvan Bakımevi
TARİH : 04.10.2012
SAAT : 14:00
YER : Bulancak Geçici Hayvan Bakımevi
- Hayvan Sevgisi Temalı İlköğretim Öğrencileri Kompozisyon Yarışması Ödül Töreni
TARİH : 10.10.2012
SAAT : 10:00
YER : İl Milli Eğitim Müdürlüğü Toplantı Salonu
- Hayvan Hakları Standı
TARİH : 04.10.2012
SAAT : 10:00
YER : Dörtyol Mevkii
- Pankart ve Afiş Asılması
- Hayvanları Koruma ve Yaşatma ile İlgili Basın Bülteni
- Camilerde Hayvan Sevgisi, Hayvanları Koruma ve Yaşatma ile İlgili vaaz verilmesi
Benzer Haberler
Giresun'da "Uyutmak Cinayettir" Protestosu
Giresun'da "Uyutmak Cinayettir" Protestosu: Hayvanseverler Yasa Tasarısına Karşı Bir Araya Geldi
Başkan Yıldız'dan 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü mesajı
Hayvanlar dünyayı birlikte paylaştığımız varlıklardır
Hayvanları Koruma Çalışma Grubu ilk toplantısını 4 Ekim’de yaparak anlamlı bir etkinlik...
Gundem Haberleri
TümüTİRDEF' den Basın Açıklaması
Tirebolu Dernekler federasyonundan son günlerdeki Maden hakkında açıklama geldi. Tirdef Genel...
Bedriye ve Ziya Sevim’in Mutlu Günü
Anıtkabir’de PKU ve Yenidoğan Tarama Programına Dikkat...
PKU Aile Derneği’nden 20. Yılında Anlamlı Ziyaret: Anıtkabir’de PKU ve Yenidoğan Tarama...
TÜGVA Bulancak'tan Kızılay’a Destek
BAŞKAN KÖSE’DEN 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ MESAJI
12. Tirebolu Kültür ve Sanat Festivali
Duygusal zekâ iletişimde başarıyı artırıyor
54 Şehirden Biri de Giresun
Küçük yaşta büyük farkındalık İklim değişikliği
İklim değişikliği, bütün dünyayı benzeri görülmemiş bir hızla olumsuz etkilemektedir.
FERRERO, YENİ DÖNEM HEDEFLERİNİ AÇIKLADI
FERRERO, SÜRDÜRÜLEBİLİR FINDIK İÇİN KAYDETTİĞİ GÜÇLÜ İLERLEMEYİ VE YENİ DÖNEM HEDEFLERİNİ AÇIKLADI





