Ayaklı Kubbeli Camii
Ankara’ya ilk geldiğim yıllarda zincirli camii ismini duyunca hayretler içerisinde kalmıştım, ‘caminin de zinciri olur mu‘ diye. Zamanla şunu gördüm ki bırakın camileri Allahın evi Beytullaha …
Ankara’ya ilk geldiğim yıllarda zincirli camii ismini duyunca hayretler içerisinde kalmıştım, ‘caminin de zinciri olur mu‘ diye. Zamanla şunu gördüm ki bırakın camileri Allahın evi Beytullaha bile zincir vurmuşlar. Şöyle ki; Beytullahın içerisinde üç kişi bir araya gelip İslami konuları tartışıp konuşamaz, islam ilmi üzerine çalışma yapamaz. Zaten cehennem zebanileri gibi, zemzem tavır isimli tapınaklarında yeryüzü tanrıları boy göstermektedirler. Bunlar kendilerince Allahın evine tepeden bakmaktadırlar. Bu yapılar, mimari açıdan bir garabet, afet açısından da yangın ve sele karşı açık yapılardır. Görüntü olarak da firavunların yüce yaratıcımızla yarışı gibi bir görüntü oluşturmaktadırlar, oysa kendi tanrıları ABD’ye petrolü bir gün dahi pahalı vermeye kalksa, saltanatları yıkılıp gidecektir.
İslam dini zalimlere, adaletsizlere başkaldırma ve insanlara zincirsiz özgürlük sağlama dinidir. Bu özgürlüğü İslam Peygamberi zincirli tapınaklarda değil; ayaklı, kubbeli, zincirsiz özgür camilerde vermiştir. Bu camiler ilim yuvalarıdır, dertleşme yerleridir ve toplumsal paylaşım alanlarıdır, asla ve asla tapınak değildir. İslam dininde ilk zincirli camiyi Muaviye yaptırmıştır. Özellikle toplumsal namaz olan Cuma namazının şeklini değiştirmiştir. Hz. Ömer Bin Abdulaziz, Muaviyenin Hz.Ali’ye (r.a) küfrettiği bölümü değiştirmişse de, Cuma namazının ilk sünnetinin sonunda ki, imamın vaaz bölümünü bugüne kadar değiştiren olmamıştır. Cuma namazı halen Muaviye sünnetine göre kılınır. Her ne kadar peygamberimizin ilim irfan yuvası camiler; Ömer Bin Abdulaziz zamanı, memluklular zamanı ve Osmanlılar zamanı ilim irfan yuvası olmaya devam etmişse de gerçek özgürlükler alanına oturtulamamıştır.
Gidişat gidişat değil. Bugün yeryüzünde 1700
yıllarından beri hangi evrensel değer Müslümanlar tarafından üretilmiş
gösterebilir miyiz. Motoru biz mi bulduk, bilgisayarı biz mi bulduk,
uçağı biz mi bulduk. Bu başarısızlığımızın temel nedeni ayaklı,
kubbeli, zincirsiz özgür camileri bırakıp taş tapınaklar ve saraylar
gibi gösterişli ve kibirli yapılar peşinde koşmamızdır.
Bugün de bu
işlev sürüp gitmektedir. Rektörler İl, ilçe ve belde başkanlarının
arkasında yürüdükçe bu devran böyle sürüp gider. Bizde rektör
intiharlarına bile seyirci olmaktan ileri gidemeyiz. Ancak üniversiteler
zincirsiz özgürlüğün ve evrensel değerlerin üretim merkezi
olursa bizimde evrensel boyutta ürettiğimiz şeyler olabilir. Geçmişte
başörtüsü gibi illimle ve bilimle ilgisi olmayan kısıtlamaların
yerini özgürlükler alması gerekirken bugünde başka kısıtlamaların
gelmesi, bırakın camilerimizi, üniversitelerimizi de bilim üretemez
hale getirir. Malesef üniversitelerimiz ve camilerimiz bilimi öğretmek
yerine, tüketim, gösteriş ve kibir öğretir hale gelmiştir. Düşünebiliyor
musunuz, üniversitelerimiz ne YÖK’e, ne Sayıştay’a, ne Danıştay’a,
ne de devletin üst kurumlarına kendi özgür iradesiyle üye seçip
gönderemiyorlar. Ülkemizde on yıl içerisinde Ulaştırma Bakanı
hiç değişmemişken, Milli Eğitim Bakanı 5 kez değişiyor ve her
gelen bir öncekinin yaptıklarını ters yüz ediyor. Olacak şey değil!
Üniversitelerimizde ayaklı, kubbeli, zincirsiz özgür bilim adamları yetiştirmek istiyorsak; öğretim üyelerini ve öğrencileri özgür bırakalım, onlar nasıl giyinirse giyinsinler. Ancak kafaları özgür olsun, bilim dolsun ve onlar evrensel değerlere ve evrensel buluşlara imza atsınlar. Onlar özgürce, özgürlük yolunun sevdalısı olarak çalışmalarını sürdürsünler.
Bizler ayaklı, kubbeli, zincirsiz özgür bilim
adamları yetiştiremezsek, Irak kimyasal silah üretti diye işgal
olur, Afganistan işgal olur, Arap baharı adı verilen özünde demokrasi
kurumlarının ülke halkları tarafından tanınmaması sonucu ortaya
çıkan Arap zehiri, Suriye başta olmak üzere Mısıra, Tunus’a,
Libya’ya ve diğer Müslüman ülkelere içsel çatışma ve kan gölüne
çevirme anlayışı getirir.
Benzer Haberler
BİLİM ADAMLARIMIZ YETİŞİYOR
Giresun Dernekleri Birliği tarafından kurulan,
Tirebolu'da Camii Açılışı Yapıldı
Vali Dursun Ali Şahin, bugün Tirebolu ilçesi Kuskunlu Köyü’nde yapımı tamamlanarak...
Anaforoğlu: ''Söz Konusu Giresun İse, Gerisi Teferruattır''
Ahmet Şenel Anaforoğlu: ''Söz Konusu Giresun İse, Gerisi Teferruattır''
Gundem Haberleri
TümüTİRDEF' den Basın Açıklaması
Tirebolu Dernekler federasyonundan son günlerdeki Maden hakkında açıklama geldi. Tirdef Genel...
Bedriye ve Ziya Sevim’in Mutlu Günü
Ekonomi yazarı Ziya Sevim ile Öğretim Görevlisi Bedriye Güneş, Merinos Nikah Dairesi’nde...
Anıtkabir’de PKU ve Yenidoğan Tarama Programına Dikkat...
PKU Aile Derneği’nden 20. Yılında Anlamlı Ziyaret: Anıtkabir’de PKU ve Yenidoğan Tarama...
TÜGVA Bulancak'tan Kızılay’a Destek
TÜGVA Bulancak İlçe Temsilcisi Ubeydullah Göktekin ve ekibi, Ramazan ayı dolayısıyla Kızılay’ın...
BAŞKAN KÖSE’DEN 10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER GÜNÜ MESAJI
Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü...
12. Tirebolu Kültür ve Sanat Festivali
TİRDEF - Tirebolu Dernekler Federasyonu tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Tirebolu...
Duygusal zekâ iletişimde başarıyı artırıyor
Kişilerin duygusal zekâlarını etkin olarak kullanabilmeleri için, duygularını beden dili ve ses...
54 Şehirden Biri de Giresun
Türkiye’de son yıllarda havalimanı sayısı oldukça arttı. 2000’li yılların başına kadar sadece...
Küçük yaşta büyük farkındalık İklim değişikliği
İklim değişikliği, bütün dünyayı benzeri görülmemiş bir hızla olumsuz etkilemektedir.
FERRERO, YENİ DÖNEM HEDEFLERİNİ AÇIKLADI
FERRERO, SÜRDÜRÜLEBİLİR FINDIK İÇİN KAYDETTİĞİ GÜÇLÜ İLERLEMEYİ VE YENİ DÖNEM HEDEFLERİNİ AÇIKLADI
Muhtar Maaşları Ne İşe Yarıyor?
Giresun’un köy ve yayla yollarının durumu içler acısı olarak ortada dururken,...
Milli Mücadele Kahramanı Kurdoğlu Hacı Hafız Anılacak
Milli Mücadele Kahramanı Kurdoğlu Hacı Hafız Mustafa Zeki Efendi, 24 Mayıs Cuma günü, saat...





