BORSA
BIST 100 14.200,20 %3,62
Altın 6.624,62 ₺/gr %0,08
Bitcoin $67.136 %6,07
Dolar 45,92 ₺ %0,02
Euro 53,45 ₺ %0,03
Sterlin 61,90 ₺ %0,12
Gümüş 111,00 ₺/gr %0,44
Ethereum $1.907,85 %4,70
İsviçre Frangı 58,35 ₺ %0,02
Kanada Doları 33,19 ₺ %0,06
Avustralya Doları 32,98 ₺ %0,31
Japon Yeni 0,00 ₺ %0,00
Suudi Riyali 12,23 ₺ %0,03
BAE Dirhemi 12,50 ₺ %0,01
Rus Rublesi 0,63 ₺ %1,39
Çin Yuanı 6,79 ₺ %0,04
GİRESUN 15°C 6.624,62 ₺/gr 45,92 ₺ 53,45 ₺
Anasayfa Gundem Kadife Devrimler ve İran

Kadife Devrimler ve İran

· 4 dk okuma
Kadife Devrimler ve İran

KADİFE  DEVRİMLER  VE  İRAN 

                   İran Devrimi 1979 yılında gerçekleştiğinde mustazaflar ve müstekbirlerin  bir  mücadelesi olarak algılanmıştı.   Baskıcı ve  despotik  yapının yıkılmasıyla özgürlükçü ve insan haklarına saygılı, ezilenlerden yana yeni bir yönetim anlayışının oluşması bekleniyordu.   Bu noktada devrimin mustazafların başarısı olarak addedilmesi, özgürlük ve insan hakları savunucuları tarafından  da olumlu olarak karşılanmıştı. Bu beklentilerden dolayı özgürlük ve insan hakları savunucuları, o dönemde ortaya çıkan  İran – Irak Savaşı’nda fiilen olmasa da gönüllerinden İran’ı desteklemişlerdi. 

                    Ancak süreç içersinde kurumsallaşan  yeni yönetim, özgürlük ve insan hakları kavramlarının aksine kendi despotik sınıfını ve derin devletini oluşturmuştur. Hatta kendi mezhebi anlayışı içersinde, bölgede  ahtapot gibi  yayılmacı bir politika izleyerek bugünlere gelmiştir.  Bizzat Türk askerinin çıkarmasıyla güvenliği sağlanan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti dahi, Türkiye Cumhuriyeti’yle ortak hareket etmezken, bugün Lübnan ve  Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’daki birçok devlet İran’la ortak hareket etmektedir. Dünya siyaset sahnesinde Amerika karşıtı politikalarıyla bilinen İran, Amerika’nın Ortadoğu’daki hamlelerine müdahale etmediği gibi, ABD’nin Irak’ı işgaline de sessiz kalmıştı. Bu arada ABD’de  bölgede  özellikle mezhebi anlayışla hareket eden İran Yönetimine,  herhangi bir müdahalede bulunmamıştır. 

                      Bugün dünya siyasetinde  Arap Baharı olarak ifade edilen,  Tunus’la başlayıp  Suriye ile devam eden sözde  halk hareketlerinin hiçbirisinde halk iktidar olamamıştır.  Tunus’ta da, Mısır’da da  özgürlük ve insan hakları hareketinin  gerçek sahibi olan, halk iktidarı gerçekleşmemiştir. Daha önce Bosna Hersek, Gürcistan ve Ukrayna’da olduğu gibi  bu ülkelere de ABD üsleri kurulmuştur. Irak’ ın  işgalinde  ve Kandil’de olduğu gibi güvenlik gerekçesiyle  ABD bölgeye  tamamen yerleşmiştir. Ortadoğu’nun kanayan yarası Filistin sorunu Mısır’ın yıllardır kapalı tuttuğu Refah Sınır Kapısı’nı açmasıyla, Mısır kanalıyla ABD’nin kontrolüne geçmiştir. 

                    Binlerce insanın ölümüne ve yurtlarını terk etmesine neden olan Suriye’deki halk hareketinin sonucu da farklı olmayacaktır.  Her ne kadar Halk Esad karşıtı gösteriler yapsa da, bölgede Esad’ın gitmesini isteyen lider yoktur. Dünya siyasetinin iki farklı gücü olarak görülen, ABD  ve İran’da buna dahildir.   

                    Sonuç olarak  Özgürlük ve insan hakları en doğal hakları olarak görülse de,     Arap toplumlarının başlatmış olduğu halk hareketlerinin, kadife devrimlerde olduğu gibi halk iktidarıyla  sonuçlanmayacağı görülmektedir. Zira ABD bölgede Amerika Kıtası’nda olmadığı kadar güçlüdür.     

                     Saygılarımla. 

                                                    Ali Zafer TOPŞİR